KADIN VE MÜHENDİSLİK

Kadının dışarıdaki iş yaşamına girmesi, sanayi devrimi ile başladı. Devam eden savaşlar ve makineleşme ile birlikte gittikçe artan iş bölümü ve kapitalistlerin  kıyasıya rekabeti, kadınları da üretim sürecine soktu.

Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) verilerine göre, Türkiye’de erkeklerin istihdam oranı yüzde 70 civarındayken, kadınların iş gücüne katılım oranı yüzde 30’dur.

Türkiye’de 8 milyon 100 bin kadın istihdam edilmektedir. Fakat bunun sadece yüzde 45’i kayıt altındadır. Kadınlar daha çok nerelerde çalıştırılıyor derseniz; tarım sektörü, hizmet sektörü, sanayi ve turizm sektörü bunlardan birkaçı. Peki MÜHENDİSLİK?

Erkek mesleği olarak görülen mühendislik ve mühendislikte gerekli olduğu var sayılan kimi niteliklerin (tarafsızlık, mantıksallık, rekabetçilik) sadece erkeklere özgü nitelikler olduğu ve kadınlığın bu niteliklerle bağdaşmadığı ön yargısı hakimdir. Bu sebeple bir çok kadın mühendis iş bulmada birçok engelle karşılaşmaktadır.

Üretim süreci içerisinde olan kadınlar, çalışma ortamı içerisinde erkek meslektaşları ile yaşadığı sorunların yanı sıra cinsiyet ayrımcılığına da maruz kalmaktadır. Kadını ikinci cins olarak gören ve bunu gerek yasalar gerekse geleneksel yapıyı da kullanarak meşrulaştıran toplumsal yapılanma, kadının daha fazla ezilmesini, baskı altına alınmasını ve sömürülmesini beraberinde getirmektedir.

Kadının üretime katılımının önündeki en büyük engel doğurganlığı, ev işleri ve çocuk bakımı gibi kadının toplumsal sorumluluğu olarak tanımlanan işlerdir. İş görüşmelerinde evlilik, doğum gibi konular kadınların önlerine engel olarak çıkmakta, kimi iş yerleri kadının belli bir süre doğum yapmayacağını garantiye alacak uygulamalara başvurmaktadır.

Kadınların çalışma yaşamında daha etkin rollerde yer alamamasının, yöneticilik kademelerine ulaşanların sayısının az olmasının nedeni; bir yanıyla cinsiyet ayrımcılığının eğitim alanına yansıması sonucu eğitimde fırsat eşitliğinden kadının yararlanamamasıdır. Ayrıca daha fazla nitelik gerektiren bu görevler için daha fazla zaman ve enerji istenmekte, çalışan kadınların eş ve annelik gibi görevleri de üstlenmesinden dolayı, iş gücüne katılımda, uzmanlaşmada ve yükselmede zorluklar yaşamaktadır.

Türkiye İstatistik Kurumu’nun 2007 Ekim verilerine göre, yönetim ve kanuni karar vericilerin %10’u, profesyonel mesleklerin %36’sı, yardımcı profesyonel mesleklerinin %30’u, büro işleri ve müşteri hizmetlerinin %43’ü, tarım işçilerinin %36’sı, tesisat ve makine işlerinin %11’i ve nitelik gerektirmeyen işlerin %27’sini kadınlar oluşturmaktadır. Yönetim kademelerinde ise kadınların oranı yalnızca %1’dir. TMMOB verilerine göre ise kadın mühendislerin erkek mühendislere oranı 1/6’dır.

Peki kadın mühendis çalışan sayısı erkek mühendis çalışan sayısına göre neden daha azdır?

Bunun bir çok sebebi olmakla birlikte en temel sebebi çalışma koşullarının kadın mühendislere uygun olarak tasarlanmaması ve tabi ki kadına biçilen toplumsal roller. Şantiye koşullarında kadınlara ayrı tuvaletlerin olmaması, iş güvenliği için kullanılan ayakkabı-baret gibi koruyucu ekipmanların kadın bedenine uygun üretilmemesi bunlardan bir kaçı. Toplumsal rollere gelince de çocuğa bakmakla sorumlu tutulan kadın mühendisin çocuğunu göndereceği işyeri kreşlerinin olmaması akla ilk gelenler.

Aynı eğitimi görmüş kadın-erkek mühendisler iş yerlerinde eşit ücrete ya da eşit iş dağılımına sahip değiller. Kadın mühendisler erkek mühendislere göre daha az ücrete ve daha önemsiz görülen masa başı, ofis işleri uygun görülürken; şantiye, fabrika çalışmalarının erkek işi olduğu düşünülmekte ve bu şekilde uygulanmaktadır. Çünkü bir kadın şantiyede çalışamaz fabrikada erkek çalışan ekibini yönetemez düşüncesi oldukça hakimdir.

Gericiliğin gittikçe arttığı ve çalışma yaşamında emek sömürüsünün yükseldiği bu günlerde mühendis olmak, hele ki kadın mühendis olarak var olma çabasının bireysel mücadelenin ötesinde örgütlü bir mücadeleden geçtiğine inanan kadın mühendisler TMMOB içerisinde kadın komisyonlarını kurarak mücadele vermeye ve güçlenmeye başladılar. Atölye çalışmaları, kurultaylar, söyleşiler, paneller ve eğitim çalışmaları ile kadın mühendisler dışarıda verdiği mücadeleyi TMMOB içerisinde de vererek gücüne güç katarak, kendi politikalarını üreterek yoluna devam ediyor.

Hiçbir mesleğin cinsiyeti olmadığı gibi mühendisliğin de cinsiyeti yoktur. Kadın mücadelesinin bir bileşeni olan TMMOB’li kadınlar işyerlerinde, şantiyelerde, yaşam alanlarında ve kendi meslek örgütünün içinde eşitlik mücadelesini sürdürmeye devam ediyor.

Kadınlar olarak, alışın her yerdeyiz…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir